1973 İstanbul doğumluyum. 1991’de Özel
Kadıköy Lisesi’ni bitirdim ve 1992’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Sanat Tarihi Bölümü’ne girdim; buradaki eğitimim 2005’te doktoramı tamamlayana
dek devam etti. İtiraf etmek gerekirse,
bir türlü iyileştirilemeyen üniversiteye giriş sisteminden herkes gibi ben de
etkilendim. İstediğim bir bölümü kazanmıştım ancak, özellikle ilk yıl tam
olarak ne yapacağımdan emin olamadan bölüme alışmaya çalıştım. İlk yılın ardından
her şey daha netleşti, doğru bölümde, istediğim eğitimi aldığıma emindim.
Elbette eksiklikler, hayal kırıklıkları
oldu; sanırım eğitim sürecinin en önemli yanını da bu eksiklik hissi oluşturuyor.
Üniversitenin ikinci yılından itibaren kazılara katılmaya başladım; Enez Kral Kızı
Kilisesi ve İznik Çini Fırınları Kazısı... Gönüllülüğe dayalı bu kazılar okulda aldığım eğitimin yanında
bu alanda deneyim kazanmama aracılık etti. Yoğun, yorucu ve neredeyse ilkel şartlarda
sürdürülen bu kazılar, tüm bu olumsuzluklara karşın, sanat tarihine daha çok bağlanmamı
sağladı. Üçüncü sınıfa devam ederken, ekonomik anlamda, bir öğrencinin başına
gelebilecek en güzel şeylerden biri oldu ve iki İngiliz restoratöre iki sınıf
arkadaşımla birlikte asistanlık yapmaya başladım. Ünlü bir ailenin evinin tavan
süslemelerinin restore edildiği bu iş sürecinde amatör düzeyde de olsa
restorasyonun “ana ilkelerini” izleme şansım oldu. Belki de ilk kez hem de okul
devam ederken, bölümümle görece ilgili bir alandan para kazandım.
1995 yılında René Block’un küratörlüğünü
yaptığı 4. Uluslararası İstanbul Bienali’nde sanatçı asistanı olarak çalıştım. İstanbul
Bienali’nin kırılma yaşadığı ve model değiştirdiği bir bienaldi ve çok farklı
bağlamlarda deneyim kazandırdı. İKSV’nin mutfağını, işlerin nasıl işlediğini ve
işleyemediğini, “görünenin ardındakini”
görebilme imkanım oldu. Bir yandan çok öğreticiydi, diğer yandan çok eğlenceli.
Bienal asistanlığı güncel sanata duyduğum ilgiyi güçlendirdi ve eğitimimin
ilerleyen dönemi için zihnimin netleşmesini sağladı. Güncel sanata ilişkin yazılar
yazmaya başlamam da bu deneyimin ardından oldu. 1996’da okuldan mezun olur
olmaz aynı okul ve bölümde yüksek lisansa; dersler henüz başlamadan da Cumhuriyet gazetesinin Kültür
Servisi’nde muhabirliğe başladım. Sanatın her alanıyla ilgili röportajlar yaptım
ve yazılar yazdım. Güncel sanatın yükselişe geçtiği döneme hem tanıklık ettim,
hem de yazdığım yazılar ve söyleşilerle dönemin sanatçılarına gazete aracılığıyla
destek verdim. Bugünün şekillenmesinde ve sanatın geldiği noktayı belirlemesi
bağlamında son derece önemli olan 90’ların ikinci yarısında gazeteci olmak, güncel
sanatın yazılmasına katkı sağlamak bugünden bakıldığında önemli görünüyor. İşin
karşılığına gelecek olursak; Cumhuriyet gazetesinde çalıştığım
ilk aydan itibaren maaş almaya başladım ve birinci yılın sonunda kadrolu oldum.
Hem yüksek lisansa devam edip, hem de gazetecilik yapmak zordu evet ancak pek çok
açıdan son derece uyumluydular da.
2000 yılına dek süren gazeteciliğim süresince
özellikle son iki yıl görsel sanatlar alanında yazılar, eleştiriler yazdım ve röportajlar
yaptım. 1999’da yüksek lisans bitti ve doktoraya başladım. 2000 yılında 6 aylığına
Londra’ya gittim ve orada Central St Martins’de kısa bir küratörlük kursu aldım.
İstanbul’a dönünce birkaç küratörlük denemem oldu; hatta Vasıf Kortun’un önerisi
ve referansıyla Romanya ve Arnavutluk’ta projelerde bulundum. Ancak yazı yazmak
isteği ağır bastı ve bu birkaç küçük denemenin dışında küratöryel bir sürecin içinde
olmak istemedim. O sırada Yapı Kredi Yayıncılık Sanat Dünyamız dergisinden
editörlük teklifi geldi ve iki sayının editörlüğünü yaptım. Ardından Seçil
Yersel’in önerisi ve referansıyla Tarih Vakfı’nın İstanbul dergisinde bir
yıl çalıştım. Bu kısa dergicilik serüveni, süreli yayın ve sanat ilişkisini gözlemlememi
sağladı. Özellikle İstanbul dergisinde kent üzerine düşünen, bu bağlamda iş üreten
güncel sanata ve sanatçılara ilişkin daha çok düşünme fırsatım oldu. İstanbul dergisinin editörlüğünü
yaparken Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden sanat tarihi
dersleri vermem istendi. Hem dergi editörlüğü, hem de ders verme süreci kısa
bir süre beraber yürüdü. Okuldan sözleşmeli olarak aldığım aylık ücretin, söz
konusu edilemeyecek kadar küçük bir meblağ olduğunu hatırlatmakta fayda var.
2003’ün son günlerinde Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne,
kadrolu, öğretim görevlisi olarak atandım. 2005’te doktora bitti ve halen
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev
yapıyorum. Üniversitedeki görev dışında gazete ve dergilere emeğimin karşılığı
olmayan ancak yine de yazdığım serginin kataloğunu alabildiğim telifler alıyorum.
Sanırım şanslıyım; istediğim işi, belki az ama düzenli bir gelir ile yapıyorum.
27.01.2012