1998 yılında Mimar Sinan Üniversitesi
Resim Bölümü’nde lisans eğitimine başladım. Ailem lisans boyunca okul, malzeme ve yaşam
masraflarını karşıladı. 1999 yılındaki ekonomik krizde annemin kısa bir süre
işsiz kaldığı dönem hariç pek bir sıkıntı yaşamadım. 2002 yılında aynı
üniversitede master programına başladığımda artık aileden bağımsız bir
kazancımın olması gerektiğini düşünüyordum. Tam bu sırada gravür atölyesindeki
hocam okulda araştırma görevlisi olmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Cevabım
olumluydu, hem atölyeyi hem de hocamı seviyordum. Ancak tam bu dönemde YÖK ve
AKP’nin arasında çıkan kriz sonucu bir süre üniversitelere kadro tahsisi
durduruldu, çok ender olarak gelen kadrolar ise üniversitenin içinde kapışıldı.
Maddi bağımsızlığım için
sabırsızlanmaya başladığım bu dönemde şans eseri Yeditepe Üniversitesi Plastik
Sanatlar Bölümü’nün araştırma görevlisi alımı için açacağı sınavın ilanını
gazetede gördüm ve başvuru yaptım. Sınav; TOEFL, dosyalarımızın incelenmesi,
çizim sınavı ve mülakat gibi beklediğim aşamaların dışında dilekçe yazma, word
ve excell kullanma gibi aşamaları da içeriyordu ve henüz sınav sırasında
yapacağımız işin yalnızca akademik olmayacağı anlaşılmıştı. Burada üç seneye
yakın çalıştım. Araştırma görevlilerinin büyük çoğunluğu hem idari işleri
yürütüyorlar, hem danışmanlık yapıyorlar, hem de derslerde hocalara asistanlık
yapıyorlardı. Bizim bölümün hocaları doktora derslerine gidebilmemiz ve
danışmanlarımızla görüşebilmemiz için haftada bir gün izinli olmamızı sağlasalar
da buna izin vermeyen bölümler de vardı ve pek çok araştırma görevlisinin
doktora çalışmaları bu yüzden ilerleyemiyordu. Ücretler düşüktü ve şehrin
oldukça dışında olan kampüse ulaşmak için en kolay yol olan servisler
ücretliydi, okulun içindeki yemekler de oldukça pahalıydı. Yani bir elimize
verilen maaş, okula servisle ulaşmak ve öğle yemeğini okulda yemek istersek
diğer elimizden alınıyordu.
Kendi çalışmalarımla ilgili yeterli
deneyime sahip olmadığım, çok erken bir yaşta akademik kadroya girdiğim düşünceleriyle
çalışma şartlarının ağırlığı birleşince yurtdışında ikinci bir master yapmak
üzere araştırma yapmaya başladım ve sonunda Yeditepe’den ayrılarak Barselona’ya
yerleştim. Oradaki ilk senemde çevirmenlik ve Türkiye’den gelen iş adamlarına
fuarlarda mihmandarlık yaparak para kazanmaya çalıştım. İkinci senemde okulun
çalışma bursu adı verilen sisteminden yararlandım. Tam zamanlı araştırma
görevlisi kadrosu bulunmayan Barselona Üniversitesi, okulda yapılması gereken
pek çok işi basit parçalara bölüp öğrenciler için çalışma olanağı yaratıyordu.
Bir sene yarı zamanlı olarak merkez kütüphanede internetten anlamayan hocaların
ders notlarını internet sistemine yüklemek ve kitaplardan makale taramak olarak
özetlenebilecek bir işte çalıştım. İkinci sene aynı bursun kapsamında okulun
Creative
Commons proje merkezinde görev aldım. Mesai günde dört saati, günün geri
kalanında kendime zaman ayırabiliyordum ve maddi olarak yeterliydi. İspanya’da
kaldığım süre zarfında doğrudan kendi mesleğim olan sanat ve bağlantılı işlerden
para kazanma olanağım da oldu. İşlerin satılması, karma sergiler için verilen
sanatçı ücreti ya da sergi koordinatörlüğü belli bir gelir sağlıyordu.
Barselona macerası bitip Türkiye’ye
geri döndüğüm zaman cebimde hâlâ orada kazanmış olduğum bir miktar para vardı.
Cepten harcadığım bu dönemde sanatta yeterlik tezimi tamamladım ancak uzunca
bir süre hem kendi çalışmalarımı yapmama olanak verecek, hem de geçinmemi
sağlayacak bir iş olanağı bulamamıştım. Tezimin ardından geçen bir sene
boyunca, çeviri, alt yazı çevirisi, Avrupalı bir STK için Türkiye’deki çeviri
faaliyetlerinin araştırması ve rapor yazılması vs. gibi işler yaptım. Son dört
aydır ise ders saat ücretli öğretim görevlisi olarak Kültür Üniversitesi’nde
çalışıyorum ve zamanım elverdiği ölçüde özel resim dersi veriyorum. Bu düzen
kendi çalışmalarım için zaman kalmasını sağlıyor ancak bu güvencesiz bir
çalışan olduğum gerçeğini, para kazanmak için ve kendi işlerim için olmak üzere
iki ayrı mesai yaptığım gerçeğini değiştirmiyor. Yaptığım işlerin ne kadar
süreceğinden emin olamıyorum ve dersler kesildiği zaman gelirim tamamen sıfıra
iniyor. Çevremdeki pek çok arkadaşımın da benimle aynı durumda olduğunu ve aynı
gelecek endişelerini taşıdığını görüyorum.
23.01.2012