1969 yılında İstanbul-Bakırköy’de doğmuşum. Düz devlet
okullarında okuduktan sonra MSÜ’de resim okudum.
Bugüne kadar nasıl para kazandım? Para kazanmaya ilk lisede
başladım, önce Gırgır sonra Limon mizah dergilerinde “Çiçeği Burnunda”
köşesinde çizdiklerim yayınlanırsa
üç-beş kazanıyordum... MSÜ ilk yıllarımda atölyede yaptığım resimler
karikatüre çok benziyordu mesela Kenan Evren, okul dekanımız ve rektörümüzün
portreleri vs…İpek şallara
dekoratif resimler, garsonluk da yaptım. Okuldan oluşturduğumuz ekiple tatil
beldelerindeki tatil köylerine ya da villa sahibi şahısların duvarlarına duvar
resimleri yaparak güzel para kazandım. Sonra fıtık (disk kayması) olunca
boya-badana işlerini bıraktım. İskelelere çıkamaz haldeydim.
1996’da Mondo Trasho dergisi ve Esat Başak ve Murat Başak’ın
yaptığı kolajlar ve üç boyutlu işleri beni çok etkilemiştir. (Hiçbirimizin para
kazanmadığı yıllar.) 1999’da “Hain Geceler”le ilk defa Hafriyat sergisine
katıldım. O yıllarda fıtık defterlerim vardı, kolajlar vs… Hafriyat ekibinin (o
zamanlar Hakan, Mustafa, Anton ve Murat), göç sonrası yeni kent çevreselliğiyle
ilgili resimleri kafamı açmıştır. (Ama hâlâ para kazanmak yok.) 2000 yılında
resim öğretmeni oldum, o gün bugündür öğretmenlik yaparak geçimimi sağlıyorum.
Üç yıldır, kadrolu değil
sözleşmeli ögretmenim, sebebi resim yapmaya vakit ayırabilmek. (Asgari ücret
her ay geliyor çok şükür.)
2007’de Karaköy`de Hafriyat Karaköy’ü açtık (Hakan, Anton,
Mustafa, Neriman, Memed, Banu, Fulya, İrfan, Tan Cemal, Nazım, Murat). Kâr
amacı gütmeyen bir mekândı. Kolektif ya da grup sergileri yapmak isteyen
sanatçılarla daha çok gençleri desteklemek için var oldu. Bir çok galerinin
cesaret edemeyecegi sergilere ev sahipligi yaptı (“Münferit”, “Allah Korkusu”,
“Seçim Afişleri” vs). Hafriyat kataloglarımızı satıyorduk açılışlarda, ben de
rozet yapıyordum onları satarak para kazanıyorduk. Hafriyat’ın eş-dost
destekçileri de olmasa 3 yıl sürmezdi
bu mekân.
2007 Sulukule’de yıkımı önlemek için Sulukule Platformu’nun
verdiği mücadeleye, yıkım sürecine, Romanlar’ın evlerinden şehir dışına
sürülmelerine tanık olmak beni çok etkiledi. 2009’da Sulukule platformunun
Hafriyat Karaköy’deki “Sulukule’yi aldılar, darbukamı kırdılar “ adlı sergisi
için beraber çalıştık. (Bu arada Hafriyat Karaköy’den ayrıldım, Sulukule
Platformu’na meylettim.) Önce yıkılan Şükrü’nün Kahvesi’nde, sonra mahalle
ilkokulunda (Akşemsettin) ve sonra Sulukule Gönüllüleri Derneği’nde çocuklarla
resim, karikatür ve kolaj çalışmaları yaptık, hâlâ gönüllüler sayesinde etüt çalışmaları devam ediyor. Ders
dışında başka bir grup (Neşe, Pelin, İlhan) kadınlara yemeni ve şallara baskı
yapmayı öğrettiler, kadınlar sipariş üzerine strofor kalıplardan baskı yaparak
para kazanmaya başladılar, çocuklar ise okula hevesle gidiyor.
7.12.2010