Seçil Yersel


1973 yılında İstanbul’da doğdum. Ressam bir annenin çocuğu olarak pek erken bir dönemde yağlıboya kokusuna ve başka türden resmedilen bir dünyaya alıştım. Mimar Sinan Üniversitesi’nde sosyoloji okurken fotoğraf çekmeye başladım, dokümanter kent fotoğrafları birikmeye başladığında Marmara Üniversitesi Resim Bölümü’nde master yaptım.

Kendi çalışmalarım sürerken 2000 yılında Oda Projesi’ni Özge (Açıkkol) ve Güneş (Savaş) ile harekete geçirdik. Sosyolojiden mezun olurken 1997 yılında çalışma hayatına, SSK’lı olmaya ve sosyal gerçeklik ile paralel yaşamaya başladım. Babaevi ve Samyeli adlı dizi filmlerinde sanat yönetmeni yardımcılığı yaptım; 2 sene geceli gündüzlü başka bir kurgunun içine dahil oldum. Kısa bir süre de olsa ’98 yılında Resim Heykel Müzesi Derneği’nde çocuklara resim dersi verdim. ’99 yılında WALD’da (Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı) çalışmaya başladım ve yaklaşık 1 sene Kastamonu’da Mahalleevi projesinde Ali Fuat Sütlü ile birlikte koordinatör olarak çalıştım. ’99 Marmara depremi sonrasında yine WALD’da Değirmendere ve Adapazarı bölgesinde kurulan prefabrik kent içindeki Toplum Merkezleri'nde proje danışmanı olarak yeraldım. 2001 yılında Derya Özkan'ın vesilesi ile,1 sene boyunca  Tarih Vakfı yayınlarından İstanbul dergisinin editörlüğünü yaptım. Ardından yine 1'er sene Buğday ve YemekveKültür dergisi editörlüğü yaptım. Bu arada Oda Projesi çalışmaları ve fotoğraf çalışmalarım devam ediyordu. 2007 yılında sevgili oğlum Arat dünyaya geldi. “Tam zamanlı” anne olarak bana para kazandıran işlerden ayrılmak durumunda kaldım. Yeniden yarı zamanlı bir iş arayışı içindeyim derken 2009'da Oda Projesi, Gülsuyu-Gülensu'da (Maltepe), iki yıllık bir proje olan ve Allianz Kulturstiftung desteği ile gerçekleşen Kültürel Aracılar projesinin küratöryel ekibine davet edildi ve bir süre buradan düzenli maaş aldık; bu da yeni soruları ve sorgulamaları doğurdu… Ardından British Council'ın Benim Kentim adlı projesi için hazırlanan kitabın editörlüğünü Özge ile yaptık. 2011 Ocak ayında Oda Projesi olarak Ayşe Orhon vesilesi ile Refika Birgül ile tanışarak Kuzguncuk'ta Simotas adlı binanın bir odasına davet edildik. Aidat ve sembolik bir kira vererek yeni odamızı yaşatmaya çalışıyoruz. Bu davet 6 sene mekansız olan Oda Projesi için buluşmak ve arşivini toparlamak için elzem bir ihtiyaca denk geldi. Haftanın 2-3 gününü Simotas'ta geçirmeye, birlikte çalışmaya çalışıyoruz. Ama projenin ayakta kalması için maddiyatın bir şekilde gerekliliği de sorunumuz olarak devam ediyor. Öyle ya da böyle devam ediyor olmak önemli. 2011 Eylül ayından beri haftada 2 gün Atölye Çocukevi adlı okul öncesi yuvada çalışmaktayım. Çocuklarla birlikte bir atölye ortamı içinde öğretici olarak değil ama bir eşlikçi olarak, farklı tür malzemeler ve projelerle içiçeyim.

15 senelik para kazanma deneyimim sırasında ailemin desteğinin çok önemli olduğunu ve bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Her koşulda fotoğraf projelerim ve Oda Projesi kesintiye uğramadan hatta her durum ile beslenerek devam etti. Hatta diyebilirim ki her çalıştığım iş içinde bir tür Oda Projesi yaparken buldum kendimi… Şu anda arzum biraz ötelediğim fotoğraf projelerimi görünür kılabilmek. Güncel sanat pratiği içinde uğraştığım her iki alanda da sosyal gerçekliğin çok da içinden üretim veriyorum; bu yüzden her durum yeni bir etkiye sebep oluyor. Özellikle Avrupa’da gerçekleşen "profesyonel" anlamda sanatçı olma ve o şekilde yaşama haline çok da inanmayan bir insan olduğum için; ve İstanbul gibi bir şehirde yaşıyor olduğum için, her alanın birbirine kayması ve değmesi gerektiğini düşünüyorum; bu hernekadar zor, zorlayıcı ve kimi zaman yıpratıcı olsa da... Oda Projesi gibi 12 senedir yanyana durabilen ve ayakta kalabilen bir grubun üyesi olarak, kolektif hareketlere ve çözümlere olan inancımı koruyorum.

14.01.2012