1975’te İstanbul’da doğdum. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı sokakta oynayarak
geçirdim. (Çok şanslıydım bahçeli bir binada oturuyorduk) Sokakta vakit
geçirmek benim için hep çok kıymetli oldu. Mahalle bakkalı, çiçekçi, yan komşu,
yan bahçe her zaman merakımı cezbetti, yakın çevremdekilerle bir çeşit dostluk
kurma ihtiyacı duydum. Kent hayvanları da kent insanları kadar dikkatimi çeker
oldu zamanla. Onların da hayatımın, evimin, mahallemin komşuları olduklarını
fark ettim. Liseyi bitirdikten sonra birkaç Reklam Ajansı’nın grafik tasarım
departmanlarında çalıştım. Kazandığım ilk düzenli parayla Güzel Sanatlar
Akademilerinin yetenek sınavlarına hazırlayan bir resim atölyesine gittim.
Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümüne girdim. Okulun ilk yılında da
bir reklam ajansında bilgisayar operatörü olarak çalışmaya devam ettim. Bu işe
devam etmek istemeyince başka şeyler denedim. Birkaç reklam filmi setinde
çalıştım. Film montaj stüdyosunda montaj asistanlığı yaptım. Bu iş deneyimlerim
esnasında üniversite hayatım tüm heyecanıyla devam ediyordu. O sıralar çok
hoşuma giden bir iş deneyimim oldu. Bir reklam filminin sahne arkası çekimini
yaptım. Ama hiçbir zaman düzenli bir gelirim olamadı. Bu yıllarda Seçil, Özge,
Ahmet ve Sevinç’le (hepimiz aynı üniversitedeydik) Galata’da kendimize bir
atölye kiraladık. (1997) Aile evinden uzakta bağımsız bir mekân ek bir maddi
yük olmakla beraber inanılmaz bir keyifti. Üç yıl boyunca Galata, Şahkulu
sokakta komşu kadınlarla, çocuklarla, bakkalla, esnaf lokantasıyla, manavla
dostluğumuzu ilerlettik. Ancak üç aşağı beş yukarı bizim mahalleye geldiğimiz
zamanlarda başlamış olan mutenalaşma sürecinden payımıza düşeni aldık ve
atölyemiz satıldı. (1999) Mahallede kurduğumuz yakın ilişkiler sayesinde
mahallenin haydar dedesinin evine kiracı olarak taşındık. Hemen yanımızdaki
binaya, yukardan baktığımız avlunun tam ortasına indik. Ama bu defa sadece
Özge, ben ve Seçil’dik. 2000 yılında bizim atölyemiz dediğimiz alanı ‘kamusal alana’
dönüştürebilir miyiz dedik ve Oda Projesi’ni başlattık. Aynı yıllarda Vasıf
Kortun’un İstanbul Güncel Sanat Merkezi projesini oluşturduğu ofisinde ona
asistanlık yaptım. Resmi Görüş dergisinin 2 sayısının sayfa düzenini
yaptım. Yazıların toparlanması ve çeviri takiplerini üstlendim. Vasıf Kortun’un
Ankara’da düzenlediği Genç Etkinlik III’te asistan olarak çalıştım ve yine bu
serginin kataloğunun sayfa düzenini ben yaptım. Ancak bu işle de geçinmem
mümkün değildi, bu işe ek olarak Defne Koryürek’in Refika adlı restoranında hem
yemek servis ettim hem yemeklerin pişirilmesine yardım ettim. Sanırım en çok bu
işten para kazandım ayrıca mutfakta Defne’yle çalışmaktan çok zevk aldım.
Üniversite mezuniyet projemle 6. İstanbul Bienali’ne davet edildim. (1999) Ve
öğrendim ki büyük bir sergiye katılmak maddi olarak hiçbir destekte
bulunmuyormuş. Babamın dediği gibi asla bu işle kendimi geçindiremeyecektim.
Aynı kolda birçok karpuz taşımalıydım. Cenevre’deki bir video bienaline davet
edildim. (2000) Baden Baden’de başka bir sergiye katıldım. (2000) Oda
Projesi’yle İstanbul’da ve başka pek çok yerde sergiler, atölye çalışmaları,
uzun dönem projeleri devam etti. (2000/2009) Bunların hiçbirinden tatmin edici
bir para kazanamadım. Sadece yaptığımız işe inanmanın ve farklı deneyimler
yaşamanın tadına varmaktan başka bir şey beklemem gerektiği kesinleşmişti. Oda
Projesi’nin çalışmalarından birine gelen Başak Kerimoğlu’yla tanıştım. (2002)
Bir anaokulu açmayı planlıyordu. Başak hayalindeki okulu açtı. Adına ‘Atölye
Çocukevi’ dedi. Bana da okulun içinde bir atölye verdi ve burada çocuklarla
istediğim gibi bir çalışma programı kurgulamamı istedi. (2003) İlk başta bir
hayli bocaladım. Ama şimdi 6 yıldır bu işi yapıyorum. Çocuklarla çalışmak
muazzam bir deneyim. Oda Projesi ikinci ve daha büyük bir mutenalaşma
dalgasıyla yine mekânını kaybetti. Bu defa mekânsız bir süreci deneyimlemeye
karar verdi. Artık Atölye Çocukevi’nde pek çok çalışma programını ben
yürütüyorum. Boğaziçi Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünde davetli olarak anaokulu
öğretmeni adaylarıyla çeşitli atölye çalışmaları da yaptım. Fark ediyorum ki
aslında para kazanmak için yaptığım her iş, beni ve Oda Projesi’ne yaklaşımımı
beslemeye devam etmiş. Son olarak 2009 yılında Oda Projesi, Gülsuyu-Gülensu,
Maltepe, İstanbul'da, Allianz Kulturstiftung desteği ile gerçekleşen Kültürel
Aracılar projesinin küratöryel ekibine davet edildi ve buradan aylık bir gelir
elde etmeye başladı.
Oda Projesi'nin yeniden
bir mekâna ihtiyacı var. Belki de başka türlü bir mekân olmalı bu defa. İçinde
kitapların satıldığı, mutfağında bir çeşit yemeğin kaynadığı, bazen kek bazen
kurabiye olan, çocukların, çocukluların içinde rahat edebileceği bir yer. Kafe
gibi ama kafe olmayan, kitap satan ama kitapçı olmayan, çocuklarla ilgilenen
ama anaokulu ya da oyun evi olmayan, içinde hep bir kap yemek olan ama restoran
olmayan, sanatla ilgilenen ama belki de bir sanatçı inisiyatifi mekânı olmayan
bir yer? Bakalım…
5.01.2010