Yaşamımı sürdürmek için
hatırlamadığım kadar çok işte çalıştım bunların çoğu part time ya da belli dönemlerde
kısa kısa full time oldu. Kendime ikinci bir iş edinme çabalarım da oldu fakat hem herkesin bildiği anlamda bir işi içten içe
istemediğimden, hem de kısa aralıklarla çalıştığım işlerin çalışandan süreklilik
talep etmeyen zemininden dolayı ben bir yerde dikiş tutturamadım. Çalıştığım
alanları kısaca sıralayabilirim: sinema ve reklam sektörü, prodüksiyon şirketinde
film satıcılığı, serigraf basma, öğretmenlik, sanatçı asistanlığı, bienal,
sinema ve tiyatro festivali, özel tiyatroda ışıkçılık, kostüm tasarımı, sipariş
resim yapma, bir arkadaşın dükkanında yarım ya da tam gün durma, takı tasarımı
ve bir fabrikada kıyafet tasarımcılığı ve şimdi hatırlayamadığım, küçük çaplı,
günü kurtaran bir dizi iş sıralayabilirim. Son olarak 2006 yılında bir prodüksiyon şirketinde bu saydığım
işler arasında en sevmediğimden ayrılışım bir naylon torba dolusu bozuk parayla
oldu, artık bu tür işler yapmamaya karar verdiğim son noktaydı o çalışma süreci.
Bu arada tüm bu zaman zarfı içerisinde, kendi kendime minik paralar kazanmış
olmama rağmen, her zaman bana ekonomik olarak yardım eden ailem, keskin bir tavır
koydu ve bundan sonra daha önceki gibi bana destek vermeyeceklerini söylediler.
Ben de geçim derdi nedeniyle gel gitli hale gelmiş olan sanatçılık hayatıma
tereddütsüz döndüm. 2009‘da Bienal’e katıldıktan hemen sonra ilk defa hayatımı
idame ettirebileceğim parayı kazandım ve ondan beri de sanat yaparak yaşamımı sürdürüyorum.
Bu işlerin bir ortak
tarafı var benim açımdan; o da
kreatif olması ve çalışma zamanlarının,
benim zamanımın tümünü işgal etmemesi ya da çok zamanımı alsa bile
zevkle çalışıyor olmamdır. Bu bağlamda baktığımda sanatçılığı bir iş olarak
kabul etmediğimi belirteyim. Çalışma zamanını ve biçimini kendi kendime
belirlediğim bir vaha sanat ve geçmiş zaman pratiğimin, üretimimde zaman zaman
direkt, zaman zamanda dolaylı olarak izlerini takip edebiliyorum ben.
13.02.2012